Merhabalar uzun zamandır yazmaya vakit bulamıyordum. Ama başımdan geçen bu trajikomik hikayeyi de anlatmak için fırsat kolluyordum. Evet trajikomik diyorum çünkü gülsem mi, üzülsem mi bilemediğim bir olay ve muhtemelen biraz bile hümanist olan herkes benim gibi hissedecektir.

1.sınıflara öğretmenlik yapıyorum. Geçtiğimiz o kutlu (!) seçimden hemen sonra dersimiz bitmiş, pıtır pıtır çocuklar teneffüste harrada hurra oyun oynarken, içlerinde en miniklerinden ve biraz daha da pasif kalan bir miniş, çılgın ses tonuyla “bu X partililer şeğefsiiiz yaaa!” diye bağırıp tüm ilgiyi üzerine çekmeye çalışıyordu. Bence başarılı da oldu, en azından benim tüm ilgim artık ondaydı… Yanıma çağırıp bunu nereden duyduğunu sorduğumda “babam öyle diyoğğ öğğetmenimm” yanıtı aldım. Şaşırdım mı peki? Tabiki hayır. Yani o küçücük çocuğun X partisini öğrenemeyecek, üstüne şerefsiz kelimesinin anlamını hatta daha da ötesi bu ikisinin yan yana gelince birilerine kızdıracak bir hakaret olduğunu bilemeyecek kadar masum olduğu hepimizce aşikar zaten. Muhtemelen buraya kadar hepimizin yüzünde saf bir gülümseme oluşmuştur. Ancak biraz üzerine düşününce olayın ciddi boyutunun insanı nasıl korkuttuğunu anlamayanlar olacağı gibi, anlayacağına inandığım insanlar da olacaktır.

Zaten yeterince ayrışmış, yeterince birbirine küskün ve ilk fırsatta birilerinin birilerine zarar vermek için fırsat kolladığı bir ülke halindeyken, belki bir ihtimal çocuklardan umudumuz -henüz- varken böyle cahilce ve pis fikirlerin onlara acımasızca yüklendiğini görünce, açıkçası ne gelecekten ne de çocuklardan umudumuz kalacağını düşünmüyorum.

Herkes hatırlıyordur, unutmak mümkün değil zira Yeni Zelanda‘daki camiye olan saldırıyı. Peki bu saldırıyı yapan insanlarla, çocuklara fikir düşmanlığı aşılayan bu insanların zihniyeti ne kadar farklı? Ben söyleyeyim, HİÇ. Çünkü şimdi şerefsiz olan farklı düşünenler, biraz daha müsaade edildiğinde artık -ölmeliler- diye fişleneceklerdir. Ve daha kötüsü bunu yapanlar, bugün bizim yarın için umutla baktığımız çocuklar olacaklardır. İnanın bunlar hayal ürünü değil… Buğday ekip karpuz biçemeyeceğimizi herkes bilir. Peki ya nefret ekip ne biçmeyi bekliyoruz?

Yaşadığımız zamanda çocuklar artık sadece bedenen ölmüyor; ruhen ve fikren de ölüyorlar, o yüzden buraya kadar var olan sorundan bahsettik, biraz da peki ne yapmalıyızdan bahsedelim.

Çok mu zor farklılıkları sevdirmek, çok mu zor senden olmayanı da kucaklatmak? hayatın aslında çok basit bir düzlem olduğunu farkettirmek… Sadece yaşamanın, olduğu gibi yaşamanın, kendi gibi yaşamanın kıymetini anlatmak gerçekten imkansız mı? Bugün oynadığı arkadaşıyla yarın da sarılmayı sürdürmesi, kendi fikri, kendi zevki, kendi arzuları peşinden gidecek gücü ona hissettirmek çok mu zor? Çocuk olarak kalmalarını sağlamak inanın çok da zor değil.

Hayat hepimize bu masumiyetle kalmaya fırsat vermedi belki ancak bu masumiyeti bırakacak gücü verdiğine eminim. Umarım yarını umut etmeye hepimizin hakkı olur. Sevgiler, iyi bayramlar.